Mesaj Oku Mesaj Yaz Yönetim   Deftere yazilan mesajlar
SİMAV ANADOLU ÖĞRETMEN LİSESİ
Toplam Mesaj: 565 Sayfa:1/57 Sonraki ›

İsim: ÖSS'YE GİRECEK OLAN Tarih: 14.05.2008
Soyisim: SON SINIFLARA Şehir: KÜTAHYA
E-Mail: /
Web: /
MUTLU MUSUNUZ?

Mutsuzum diyenlere rastladıkça, babası bisiklet almadığı için çok üzülen Murat’ı hatırlarım. Murat, ilkokulu bitirmişti ve en samimi arkadaşına alınan bisiklet ona alınamamıştı. Memur olan babası, “Bisiklet seneye” dediği andan itibaren, Murat kendisini dünyanın en mutsuz insanı gibi hissetmeye başlamıştı. Zira bisiklet, Murat’ın mutluluk için olmazsa olmaz bir şartı idi. Bu şartı kendisi koymuş ve vazgeçilmez kılmıştı. Yani bir bakıma, mutsuzluğunun sebebini kendisi icat etmişti.
Hepimizin, mutluluk için böyle olmazsa olmaz şartları yok mudur?
Mutluluk için şart koştuğumuz her şey, aslında onun bize ulaşmasını zorlaştıran bir engel değil midir?
Mutlu olmak için şartlarımızı ne kadar azaltırsak, hedefe o kadar kolay ve çabuk ulaşmış olmaz mıyız?
Pekiyi bizim mutlu olmak için şartımız nedir?
Mutlu olmak için eğer zihnimizde kocaman bir liste varsa, ilk işimiz, bu listede yazılı maddeleri hemen azaltmamız, azaltabildiğimiz kadar azaltmamızdır…
Batı Medeniyeti, mutluluğun vazgeçilemez şartlarını çoğaltmak suretiyle, mutsuz insan sayısını artırmıştır. İlkokul öğrencisi Murat, mutluluğu için sadece bisiklet istiyordu ama bugünün erişkinleri ne bisikletler istiyor. Sayısı sürekli artan ihtiyaç listeleri ise insanı mutlu olmaya bırakmıyor.
Anlatılır ki, kralın biri çok mutsuzmuş… Ne yapılsa, nasıl yaşasa, bir türlü mutlu olamıyormuş… Kralın bu derdini bilen bilge bir kişi, ona şu tavsiyede bulunmuş:
“Bütün ömründe hep mutlu olmuş, hiç üzülmemiş bir adamı bulup, onun gömleğini giyiniz… Ancak bu şekilde mutlu olabilirsiniz…”
Mutsuz kral, böyle birini bulmaları için adamlarına emir vermiş…Ülke didik didik edilmiş, her yer taranmış ama “Ben hep mutluyum.” diyen bir adama rastlanmamış…
Tam ümitsiz olacaklarken, bir dağ başında buldukları garip bir çoban, “Evet “ demiş, “Ben hep mutluyum. Mutsuz olduğum hiçbir zamanı hatırlamıyorum!”
Kralın adamları çok sevinmiş… Tekrar tekrar sormuşlar:
- Gerçekten hep mutlu musun?
- Mutsuzluk diye bir şey tanımadım, cevabı üzerine de, onu tanıyanlara sormuşlar. Yakınlarının şahitliği de, çobanın doğru söylediğini ispatlamış. Bunun üzerine çobana durumu anlatmışlar ve tabii ki hemen gömleğini istemişler.
Garip çoban, işte o an, çok mutsuz olmuş ve büyük bir üzüntüyle, “Benim hiç gömleğim olmadı ki” demiş…

Olumlu Düşün, Mutlu Ol!
Olumlu düşünmek, hem vücut sağlığının, hem de mutluluğun temelidir. Bu cümle Prof. Faruk Yorulmaz’a ait… Bu sebeple, konunun uzmanı olan Prof. Yorulmaz şu tavsiyede bulunuyor:
“Nefret ve kin duygusu yerine, sevgi ve bağışlama duygusunu geliştirmeliyiz.”
Aynı uzmana göre mutluluk, “İnsanın iç dünyası ile dış dünyasının uyumlu hale gelmesiyle” sağlanabilir.
Zihin sağlığı olmadan, beden sağlığı da olmaz.
Bu sebeple, insanın mutluluğu içinde başlar. Mutluluk için iç donanımı hazır olmayan insanı, dış şartların çok uygun olması dahi mutlu edemez.
Gönlü mutluluk için müsait olmayan kişi, bedence de sağlıklı kalamaz. Zira zihindeki olumsuzluk bedeni de yaralar, güçsüz düşürür.
İşte bu yüzden, mutluluğu beden sağlığında ve dışarıdaki maddî şartlarda arayanlar hep yanılmışlardır. Zira bedeni yaşatan ruhtur. Ruh, derunî ve asıl varlığımızdır.
Mutluluk için ilk şart, hayata güzel bakmayı becerebilmektir.
Çünkü “Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.”
Hayat, gördüğümüz ve algıladığımız gibidir. Olumlu düşündüğümüzde, o da bize olumlu davranır. Adeta zannımıza ve düşüncemize göre tavır alır.
Hayat da rüya gibidir. Yorumumuza göre gerçekleşir. Bu yüzden uyanıkken gördüklerimizi de hep olumluya ve hayra yormamız gerekir. Olumlu düşünmek, insanın gerginliğini, telaşını ve endişelerini giderir. Olumlu düşünmek, insanın ruh sağlığını korur ve kendisini iyi hissetmesini sağlar.
Aynı hastane odasında, aynı hastalıktan yatan iki hastadan biri, ziyaretçilerine, hep “İyiyim, daha da iyileşeceğimi umuyorum.” diyor. Diğeri ise daima, “Çok kötüyüm!” cevabını veriyor. Aynı tedaviyi gören bu iki hastanın durumu, aynen dedikleri gibi çıkıyor.
Zira, olumlu düşünmek, insanın kendisini iyi hissetmesini sağladığı için, hastalığa karşı da direncini artırıyor.
Olumlu düşünmek, kalp hastalıklarına yakalanma tehlikesini de azaltıyor, solunumu düzene sokuyor. Bu suretle, müspet düşünmek, daha iyi oksijen alan beynin ve vücudun daha iyi çalışmasını sağlıyor. Bunun sonucunda da, insan dikkatini daha iyi topluyor, konulara daha çok odaklanabiliyor, çok daha canlı ve uyanık halde bulunuyor. Böyle bir insan, insanî ilişkilerinde çok daha dikkatli, etkili, olumlu ve yapıcı hale geliyor.
Hayatın zorluklarını halletmekte, problemlerini çözmekte daha başarılı oluyor; kaza ya da hata yapma riskini azaltıyor. Olumlu bakış açısını yakalayan öğrenci, derslerindeki başarısını artırıyor.
Olumlu düşünmeyi prensip haline getirenler, daha sağlıklı, mutlu ve kaliteli yaşarlar.
Olumlu düşünebilmenin şartı, hayata hissîlikten uzak, gerçekçi ve doğru bakmaktır.
Olumsuz görünen şeyleri irdeleyip incelemek ve görünüşe aldanmamak gerekir.
Eğer olumsuzluk acı ve ağır geldiyse, sabır silahıyla karşı koymalıdır. Musibetin ilk vurduğu andaki sabır, çok kıymetlidir. Çünkü, beklenmeyen bir acının, en etkili ilacı, o andaki sabırdır.
Heyecanı, panik havasını, gerginliği azaltan ve etkisizleştiren sabır hali, beyni kötü ve korkutucu yanlardan, öğretici ve çözüm sunucu taraflara çeker, dertlerle baş etme konusunda faaliyete geçirir. Bu şekilde davranan insan, en ağır ızdıraplar karşısında bile sağlam durur, yıkılmaz… Hayatını ümitsizleşerek karartmaz. Tam tersine, azim ve iradesini hayata bağlanmakta ve yaşama sevincini artırmakta kullanır. Bu sebeple, olumlu düşünmek, aynı zamanda, olumsuzluktan olumluluk çıkarma sanatıdır.
Hayata güzel bakabilen insan, olumsuzluklar karşısında, hemen bir suçlu aramaz. Önce “Ben ne hata yaptım?” diye düşünür. Başkalarını değil, kendini dönüştürmeye ve düzeltmeye çalışır. Hatalardan ders çıkarır, daha iyiye, daha doğruya, daha güzele gitmenin yollarını arar.

Güzel Huy Mutluluk Kaynağıdır
Olumsuzluklar karşısında, dışarıdan suçlu aramak, sonra da onlara karşı nefret ve kin duygusu oluşturmak, insanı mutsuz eder. Çünkü, kin ve nefret gibi olumsuz duyguların ilk ve en ağır zararı, o duyguları taşıyana gelir. Kalbinde kin, kıskançlık ve nefret taşıyanlar, üzerlerinde patlamaya hazır bomba taşıyanlara benzerler. Patlamaların öncelikli ve ilk zararı taşıyıcılaradır. Diğer insanları cezalandırmak için, kendisini yok eden bir insan ne derece doğru davranmış olur.
Kin ve nefret, taşıyıcısına ne kadar zarar verirse, sevgi ve bağışlama duygusu da o kadar fayda verir.
Dolayısıyla, anne-baba ve eğitimciler, genç gönülleri sevgi ve şefkat duygusuyla donatmalıdırlar. Çünkü, sevgi ve şefkate doymuş bir gönülde kin ve nefrete yer kalmaz.
Aslında bütün kötü huylar, mutluluğun düşmanıdır. Mesela, haset (çekememezlik), Efendimiz’in (s.a.v.) tabiriyle, “Önce hasidi (haset edeni) yer bitirir, ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi…”
Bu sebeple, mutluluğun mecburi istikameti, güzel huylarla donanmış olmaktır.
Ve kötü ahlaktan mutluluk çıktığı hiç görülmemiştir.




İsim: NEŞET Tarih: 14.05.2008
Soyisim: KAYHAN Şehir: SİMAV
E-Mail: nesetkayhan@mynet.com
Web:







ÜZÜNTÜNÜN İLACI,MUTLULUĞUN MAYASI : SEVGİ


Merhaba, Sevgi Ailemin Güzel Gönüllüleri!


Sevgi söz değil özdür.
Sevgi kağıda yazılmaz, kalbe kazınır.
Sevgi, ya var, ya da yoktur. Biraz var, biraz yok olmaz.
Sevginin tam tarifi yapılamaz. Çünkü sevgi sadece akılla kavranmaz. Çünkü sevgi, kalpten kavranan ve yaşanan bir güzelliktir. Bu sebeple de, kalpsizlerin, merhametsizlerin ve maddecilerin sevgiden söz etmeye hakları yoktur.
Hem dünyanın peşinde olacaksın, maddi kazançların ince hesapların içinde kaybolacaksın, hem de sevgiyi yaşayacaksın, olur mu?
Böyle biri ancak sevginin sözünü edebilir, özünü ne bilir, ne de bildirebilir...
İşte bu yüzden çağımız, sevginin çok yazıldığı, çok söylendiği bir zaman dilimi haline gelmiştir .. Zira, yaşayan azaldıkça, sözünü eden çoğalmaktadır.
Sevgi anlatılamaz, yaşanır. Sevgiyi yaşayamayanlar hep anlatıyorlar, sürekli ondan söz ediyorlar. Bu ya bir sahteciliktir, ya da yaşayamadığına hasretlenmek, hatta hasetlenmek...
Bu durumda ortaya çıkan sevginin sömürülmesi, içinin boşaltılmasıdır.
Söylenen ve yazılan, yürekten taşan ve içte taşınamayandır.
Böyle olduğu içindir ki, M.Akif merhum bile, "Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bizarım" diye dertlenir.
Sevgiyi asıl söyleyen, bedenin bütünüdür. Çünkü insanın içini gerçek anlamda sevgi donatırsa, bütün vücut ruhun dili olur. Sevgiyi yaşayan aldığı nefes, attığı adım sevgi olur. Sevgi ayrı ve özel bir eylem olarak görünmez sevende... Çünkü onun her işi, her sözü, her özelliği sevgiden ibarettir.
Sevgi insanı, ekmeksiz, susuz, hatta havasız yaşar ama, sevgisizliğe dayanamaz. Onun ekmeği, suyu, havası sevgidir.
Böyle olunabilir mi diye düşünen, böyle olamaz. Sevgi pazarlıkla var olamaz. Sevgi, çıkar hesaplarıyla, verme alma planlarıyla yaşamaz.
Çünkü sevgi, fedakarlıktır.
Sevgi, sevdiğinde fani olmaktır.
Sevgi, sevdiğinin, "Hadi! Dediğinde, "nereye?" diye sormamaktır.
Böylece sevmeyen ve böylesine sevilecek olanı bulmayan, sevginin uzağındadır.
Öyleyse, en çok sevilmesi gereken, bu muhteşem duyguyu yoktan yaratıp yüreklerimize hediye edendir. En çok sevgi, sevmeyi bize öğretene olmazsa, sevgiye saygısızlık yapılmış olmaz mı?
En çok Allah'ı sevmemek, sevginin öz kaynağından koparılmasıdır.
Kaynağından koparılan sevgi, sevgi olmaktan çıkıyor. Her şeyin sahtesi kötüdür, çirkindir, çekilemez ama, sevginin sahtesi, ne yenir, nede yutulur. Sevginin sahtesi hiçbir şeye benzemez. Çünkü sevgi samimiyetle mayalanmadan kendisi olamaz, varlığını bulamaz, özelliklerini kazanamaz.
Böylesine bir yokluktan bir sevgi edebiyatı çıkıyor. Tumturaklı sözlerle sevgi anlatılıyor. Ne ki çok anlatıyorsun, o az yaşanıyor demektir. Hani bir Allah Dostu'nun şu sözünde olduğu gibi:
"-Ben, Allah'ı hatırlamaktan utanırım. Çünkü, her hatırlama bir unutmadan sonradır."
Ne ki, anma günlerinin konusudur, demek ki unutulmaya yüz tutmuştur. Bizim sevgi geleneğimizde, sevginin sözü çok edilmez. Çünkü, 24 Saat yaşanan bir güzellik, dillerde dolaşmaya muhtaç değildir.
Sevgi bakıştır.
Sevgi, selamdadır.
Sevgi, tebessümdedir.
Sevgi, hatır soruştadır.
Sevgi, yardım ediştedir.
Sevgi, bazan bir geçmiş olsunda, bazan da bir teselli tavsiyesindedir.
Sevgi, pişirilen yemektedir.
Sevgi, "Hoşgeldin" de, "Güle Güle" de, "Allaha ısmarladık" tadır.
Yürekte gerçek sevgi gerçekten varsa, herşey sevgidir.
Görünüşe, etkisi, hissi ne olursa olsun herşey sevgi olur. Ve seven sevdiğine, "Senden gelen başım gözüm üstüne" der.
Sevgi,kal değil,hal işidir.
Sevgi,ruhun dilidir. O konuşmaya başladı mı,öteki diller susar. Konuşsalar da ,sesler,sözleri duyulmaz olur.

Sevginin olduğu yerde, atmosfer sevgiden ibaret hale gelir. Kurt ve kuş sevgiden başkasını bilmez olur.
Sevgi,intisap sırrıdır.
Ait olduğu kaynağı keşfettiğinde,kanatlanır,kanatlandırır.
Kabına sığmaz olur. Dolar taşar,gizlenemez bir muhabbet coşkunluğu ile çevresini kuşatır.

İnsanlığı sevmek, insan olmanın gereğidir.

İnsanlığı bize bağışlayan ve bilinçli sevmeyi öğreten Rabbimize ne kadar şükretsek azdır.

Çevremizde varlığını hissettiğimiz her şey, O’ndan eserdir diye seviyoruz. Ve yarattığı her şeyle dostluk kuruyoruz, kardeş oluyoruz…Canlı cansız bütün varlık dünyasıyla birleşip bütünleşiyoruz.

Birlik dünyası, dirlik dünyasıdır.Yaratıcının birliği etrafında bir ve beraber olmuş varlığı tutan, dengeleyen, düzenleyen “sevgi”dir…

İşte bu sevgiyi yaşamak, insanı mutlu, huzurlu ve iştiyaklı kılıyor. Yaşama sevinci bu sevgiyle kalplere doluşuyor.

Bu sevgi, üzüntünün ilacı ve mutluluğun mayasıdır.
HEPİNİZİ CAN Ü GÖNÜLDEN SEVİYORUM.Demek ki daha çok çalışacağız. Kavli ve fiili dualarımızı hiç eksik etmeyeceğiz inşallah.ÖSS’Yİ KAZANACAĞINIZA YÜREKTEN İNANIYOR VE SİZLERE GÜVENİYORUM.
Bu duygularla hepinizi candan selamlar, hayır, huzur ve mutluluk dualarımı tekrarlar, dualarınızı beklerim.


NEŞET KAYHAN


İsim: ŞeydAA Tarih: 13.05.2008
Soyisim: 11FEN_B Şehir: ____
E-Mail: ____
Web: ____
HEPİNİZ KENDİNİZE ÇOK İYİ BAKIN ARKADAŞLAR...HEPİNİZİ ÇOK SEVİYORUM..BU OKULU VE YAŞADIKLARIMIZI ASLA UNUTMAYACĞM...11 FEN B YE KUCAK DOLUSU SEVGİLERİMLE..SİZİ ÇOK ÇOK ÇOK SEVİYORUM..SİZDE BENİ UNUTMAYIN :):)

İsim: peaceable Tarih: 12.05.2008
Soyisim: :) Şehir: :)
E-Mail: :)
Web: :)
işte geldi ayrılık vakti...en zoruda arkanda bırakıp gitmek bu şehri ve dostlarını.gelirkende ağlıyordum..giderkende...hayatın ne anlama geldiğini öğrendiğim okuluma çok şey borçluyum...tüm öğretmenlerime özelllikle meltem aydın hocama çok teşekkür ediyorum..öss'ye girecek arkadaşlarıma başarılar.....

İsim: esra Tarih: 12.05.2008
Soyisim: 11tma Şehir: tttt
E-Mail: mmm
Web: aaaa
en kral sınıf bizim sınıf


İsim: Uğur Tarih: 12.05.2008
Soyisim: AYMAN Şehir: İST.
E-Mail: geç
Web: geç
SLm öncelikle bütün GALATSARAYlı kardeşlerimi kutluyorum. Şampiyonuz! ne zamandır bakmıyordum siteye tam bakayım dedim okula gitmem lazım uyg. war. ÖSS ye giren kardeşlerime bir tavsiye: ÖSS heyecanı iyidir bana göre. ama stress yapmayın o kötü :D heyecan dediğim tatlı bi heyecan. sınava girip güzel yerelere gideceğinizi düşünün!! BAŞARILAR!!!!

İsim: bilal Tarih: 11.05.2008
Soyisim: karataş Şehir: denizli
E-Mail: kasablancada_yakamoz_geceler@hotmail.com
Web:
öncelikle herkese slm.mehmet efe hocamızın mezunlar öss adaylarına bilgiler versinler mesajını gördüm o yüzden sizi eğer düşünecek olursanız denizli hakında bilgilndirmek istiyorum...
öncelikle pamukkale üniversitesi hakında bilgi vereyim,okulumuz 15 yıllık kampüsüyle ve geçmişiyle yeni bir okul,bu yüzden bazı bölümler bünyesinde mevcut değil,örneğin hukuk gibi.ama herkes hukuk istemiyordur eminim.eğitim fakültesini yani öğretmenlikleri düşünenler için çok iyi biryer öğretmenleri çok sıcak kanlı ve çok iyi.denizliden bahsedersek orta büyüklükte bir kent,ama istediğiniz herşeyi bulabilirsiniz.pamukkale gibi dünyada beyaz travertenleri tek yer buraya 15km uzaklıkta,gezilecek çok fazla yeri sosyal olmak için yeterli faaliyetleri var.mesela denizlide 165 klüp var ööğrencilerin katılabileceği en az 50 klüp var.konserler,konferanslar üniversiteler arası spor müsabakaları ve çeşitli gösterilerle kolayca vakit geçirebileceğiniz bir ortamı var.ayrıca okulumuzun siyasi olaylara verdiği tepkilerde gayet olumlu,yani güvenli biryer hiçbir olay çıkmıyor.üniversitenin yurdu çok iyi hiç kampüs dışına çıkmadan her ihtiyacını karşılayabilirsin.hem denizli çoğu merkeze yakın uşak,izmir,aydın gibi...ayrıca burada baya simavlı var,tanıdık sıkıntısı çekmezsiniz fazla...
ayrıca farkettiğime göre öğrenciler üzerinde sınav yaklaştığı için bir stres ve üzüntü var;bence siz sadece böylesine güzel bir liseden ayrılıyoruz diye üzülün sadece,çünkü liseyi çok arayacaksınız ilerleyen yaşantınızda.
sınavı ise fazla düşünmeyin çünkü iyiler mutlaka kazanır, sizde eğer bu okulda okuyorsanız yeterince iyisinizdir zaten.bu yüzden yaklaşan sınav için endişe etmek yerine sevinin bence,eğer sınavı kazanmak zaferse;zaferinize hergün bir adım daha yaklaşıyorsunuz bence...
tüm zaferler sizin olsun,hoşçakalın...

İsim: 11 Tarih: 11.05.2008
Soyisim: FEN/A Şehir: S.A.Ö.L
E-Mail: ...
Web:
Arkadaşlar salı günü(13.05.2008) belkide son kez bir arada olacağız.Yani 21 kişi olarak son kez beraberiz.Bunun kıymetini bilelim ve asla birbirimizi unutmayalım.Lise hayatımızın son sınavı olacak olan FİZİK sınavında Allah hepimizin yardımcısı olsun. .................................. :-( )-: ........................................
, ,
, ,
, ,

İsim: hatice Tarih: 10.05.2008
Soyisim: akdoğmuş Şehir: izmir
E-Mail: htc_hukuk@hotmail.com
Web:
selam herkese(özellikle Öss adaylarına)birazcık kafanızı şişireceğim ama artık kusuruna bakmayın ablanızın.şimdi diyorsunuz ki ortalama bir ay kaldı .ne yapacağım.annem babam halam dayım dedem okul dersane hocalar.... ya kazanamaz isem ne olacak komsular ne der .seneye bu saatte acaba nerede olacağım (bazılarınız abartıp bu saatte bu saniyede nerede olacağım diyordur_eminim_)çıldıracak gibi oluyorsunuz.ama şimdi bunları bir kenara koyun şu vakitten sonra neler yapabileceğinizin tahlilini yapın.kanatları havalandırmanın tam zamanı şimdi.maddi-manevi doyurun kendinizi.doldurun stokları.sonra salının havaya çırpın kanatlarınızı.(inanın tek kanatla uçulmuyo canlarım)sen oyle mi yaptın* diyorsanız evet . istediğin bolumde misin? hayır.istersiniz calışırsınız inanırsınız.ama olmaz klasik müslümanlik sözümüz yapacağini yap gerisini Allah a bırak.(ama cok doğru)sonuclar açıklandıktan sonra bakacaksınız şimdi benim yaptığım gibi gülümseyeceksiniz.nerde olursanız olun vardır hikmeti ben kaderin cilvesini unuttum.ama niye izmirdeyim cok iyi biliyorum şimdi.bulanık zihnim duruldu. Hatceyi izmir paklayacakmış.nedenleri sükût ettirmeyin sıkı sıkı tutunun onlara.kaderin cilvesinide unutmayın.bir mesuliyet duygunuz olsun. aziz komutan Hz halid gibi olsun sözünüz"illede külahım,illede külahım"hadi allah yardımcınız ola. sınavlar açıklansın ömrüm yeterse size bir mesaj sözüm olsun.ufkunuzu geniş kalbinizi ferah tutun:)

İsim: 11 fen-b Tarih: 09.05.2008
Soyisim: ,,,, Şehir: ,,,,,
E-Mail: ,,,
Web: ,,,,
11 fen b gibi bi sınıf bidaha gelmez su okulu hepinizi çok seviyorum...EFSANE 11 FEN-B:):):)


Toplam Mesaj: 565 Sayfa:1/57 Sonraki ›